Hareketli porno gif resimlerinin adresi gif pornolar en çok popüler tumblr resimlerinden alınan gif resimlerinden oluşur.

Sınırdan çıkar çıkmaz değişen 10 şey

Yoğun kentleşme, doğayı yok ediş, vahşi betonlaşma, tüm dünyayı sarmış sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Doğaya saygılı, hayvanlarla dost, evleri bahçeli, balkonları çiçekli kentlerde yaşamak mümkün. Geçen ay Bulgaristan’dan Estonya’ya kadar 8 ülkede yol kat etmiş biri olarak, tespitlerde bulundum.

Yıllardır karayoluyla uzun yolculuklara çıkıyorum. Doğu ülkelerine de Avrupa’ya da çok kere karayoluyla gittim. Ama bir itirafta bulunayım; özelikle Türkiye’nin batı giriş ve çıkışları, benim için hep şok etkisi yaratıyor. Neden derseniz; ne yazık ki bizim yoğun kentleşmemiz, doğayı yok edişimiz, vahşi betonlaşmamız, yabancı memleketlere gidince insanın gözüne daha da batıyor. Hani diyoruz ya, sınırlar olmasa, falan ama… İnanın o bir kapılık sınırlar olmasa; doğa ile içiçe yaşam, tarım toplumu olma, AVM’den tüketmeme, her yeri betonlamama zihniyeti, sadece bir kaç kilometre ile bu denli aksi yönde değişebilir mi?  İçim sızlayarak söylüyorum, evet değişiyor. İşte o zaman başka memleketleri görmeyi, oralarda bulunmayı daha da önemsiyorum. Gidip gördükçe, böyle de olabilirmiş, ütopya değilmiş diyerek seviniyor, mutlu oluyor insan.

 

Geçen ay, Land Rover Adventure Türkiye 2019 kapsamında Bulgaristan’dan başlayıp Romanya, Ukrayna, Belarus, Litvanya, Polonya, Letonya ve Estonya’ya uzanan yaklaşık 8 bin kilometrelik yolculuğumuza dayanarak söylüyorum bunları… 

 

İşte, yurt dışına çıktığınızda sınırdan geçmenizle bir anda değişen şeyler:

1. Karayollarının kenarları ağaçlandırılıyor. Yağmur, kar, rüzgar, don gibi hava koşullarında yolu ve araçları koruyor. Hem ses hem de hava kirliğini önlüyor. Ayrıca bölgenin hayvan ve bitki habitatı gelişiyor. Orta ve doğu Avrupa’daki bütün karayollarında, kent veya kırda her an karşınıza ‘geyik çıkabilir’, ‘ördek çıkabilir’ tabelası var. Bulgaristan’a girer girmez, Türkiye’den uzanan Istıranca Dağları’na eşlik eden karayolu, sağlı sollu meşe ormanlarıyla birlikte ilerliyor. Kuzey Avrupa’nın içlerine doğru bu ağaçlar; uzun Rus çamları ve kavak olabiliyor ya da Ukrayna’daki gibi ceviz, Litvanya’daki gibi elma.


2. Yoldaki şoför profili değişiyor. Mesela yol mu verdiniz? Biz konvoy halinde ilerlediğimiz için, takım araç kaptanlarımız yol verme konusunda hassaslar… Deneyimli kaptanlar, telsiz bağlantısıyla konvoyu sollayacak araçlara yol verebilir ya da sollamaya izin vermez. O nedenle girdiğimiz memleketlerin sürücü davranışlarını gözleyebiliyoruz. Eğer Avrupa’da yol verdiyseniz, şoför ne kadar süratli olursa olsun, sollayıp geçerken mutlaka dörtlülerini yakarak teşekkür ediyor. Yani, nezaket ve farkındalık had safhada. Ayrıca trafik kurallarına uyum, ambulansa yol verme ve acil şeridi kullanma konusundaki dikkatlerini belirtmeye gerek duymuyorum. Yani kuralsız kimse kimseyi sollamıyor.


3. Bu arada eğer otobandan gitmiyorsanız; otoyollar, yerleşim yerlerinin içinden geçiyor çoğu zaman. Bir anda bir köy ya da kasaba çıkabiliyor karşınıza. En ilginci de insanlar, yaya geçitlerinde sağına soluna bakmadan, yolun karşısına geçebiliyor. Yani öyle eminler ki, araçlardan… Yola değil telefonuna bakarak karşıdan karşıya geçen gördüm. Değil yolda karşıdan karşıya geçen biri, yola doğru yürüyen hatta yol kenarında duran birini bile görse; trafikteki araçlar yavaşlıyor, duruyor. Hiç kimse üst geçite gerek duymuyor.


4. Şehirlerarası yollarda döner kavşak var. Bizde neredeyse hiç olmayan bir şey. Çünkü kuralına göre kullanamıyoruz. Buralar trafiğin nefes aldığı, yön bulduğu noktalar. Bu kavşaklarda trafik ışığı yok. İlginçtir, şehir içindeki bazı kavşaklarda da yok; bizdeki gibi saniyelik yanan, insanı sinir eden, trafiği daha da şişiren dört yol kavşakları gibi de değil. Işık yerine, kural işliyor buralarda. Kavşakta soldan gelene yol veriliyor. Bu kadar basit.


5. Güneş ve rüzgarla temiz enerji üretiliyor. Güneş enerjisi kullanımı, hayatın içinde. En basit örnek, hemen her ülkede trafik lambaları, güneş enerjisiyle çalışıyor. Güneş tarlaları, devasa rüzgar gülleri dikkat çekiyor.


6. Karayollarına paralel bisiklet yolları var. Herkes otomobil kullanmak zorunda değil. Bisiklete binerek biri yerden bir yere gidiyorsa da kelle koltukta gitmiyor, bisiklet yolundan ilerliyor.


7. Kentlerin içinde geniş parklar, ormanlık alanlar var. Parklar heykeller ile süslü. Yol kenarlarındaki otoparkların etrafını ağaçlarla çevreleyip, araçların görünmesini engelleyen yerleşimler bile var.


8. Uçsuz bucaksız tarım arazileri, insanı kıskandırıyor. Yol boyu boş, işlenmemiş, ekilmemiş arazi yoktu desem, inanır mısınız? Bu yaz, uçsuz bucaksız ayçiceği, buğday ve mısır tarlası gördüm. Gözüm doydu.


9. Göçmen kuşlar, konuk oldukları memlekette tehdit altında değil. Her yerde; kentte, kasabada, köyde bozulmamış leylek yuvaları var. Hatta bazı elektrik direklerinin üstlerine, leylekler yuvalarını rahatça yapsınlar diye yan yana tahtalar monte edilmiş. Belki de yerel yöntemlerin görevidir, bunları yapmak. Şanslı leylekler, yeni sürülmüş tarlalarda uzun bacaklarını kıra kıra solucan arıyorlardı.


10. Her evin bahçesi, balkonu ve pencere önü rengarenk çiçeklerle bezenmiş. Kentli ya da köylü evler, zengin veya fakir değişmiyor, çiçeksiz ev görmek mümkün değil.


Bu ağaçların arkası otopark.


Yazar Hakkında

Yorum Yaz

*

xhamster Milli Porno Xnxx Japon porno
kartal escort seks hikayeleri Antep escort eyüp escort gaziantep escort sakarya escort ankara escort güvenilir bahis kaçak bahis bahis siteleri canlı bahis canlı bahis bahis siteleri webmaster forum