Hareketli porno gif resimlerinin adresi gif pornolar en çok popüler tumblr resimlerinden alınan gif resimlerinden oluşur.

Dikkat eksikliği, 1845’ten beri mesele

Sema Ereren, çocuklarda dikkat eksikliğini yerli-yabancı 8 uzmana sordu…

Çocuğunuz saatlerce masa başında oturduğu halde ödevler bir türlü bitmiyor mu? Okula, derslere ilgisizliği yüzünden öğretmenleri görüşmeye mi çağırıyor? Bir şey söylüyorsunuz ama dinlemiyor mu? Yalnız değilsiniz. Çocuklarda dikkat eksikliği pek çok anne-babanın hayatını cehenneme çeviriyor. İmdadınıza yetişecek önerileri yerli-yabancı 8 uzmana sorduk…

Durun durun; mesele çocuğunuzun zekâsıyla alakalı değil. Dikkat eksikliği çocuklukta başlayıp erişkinliğe kadar devam edebiliyor. Dahası yeni de değil, 1845’ten beri biliniyor. Psikiyatrik bir rahatsızlık olarak tanımlanmasını Dr. Henrich Hoffman’a, 100 yıldan fazla zamandır gündemden düşmemesiniyse 1902’de bu rahatsızlığı yeniden gündeme getiren Sir George F. Stil’e borçluyuz. Bugün üzerine en çok araştırma yapılan konulardan biri olduğu için olağan şüphelileri de net biliyoruz: Daha çok erkek çocuklar arasından çıkar. Okula başlayınca yakayı ele verirler. Ödeve saatler harcar, okula ve derslere ilgisiz görünürler… Hayal gücü geniş, üretken, enerjik, kolay ilişki kurabilen, cana yakın halleri de dikkat çeker…

3 şekilde görülebilir
Bir; bileşik tip: Dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik (aklına geleni hemen yapma isteği) bir arada gözlemlenir. İki; hiperaktivite ve dürtüsellik ön plandadır: Dikkat eksikliği daha az görülür. Derslerden ziyade uyum ve davranışlarda sorun görülür. Üç; dikkat eksikliğinin ön planda olduğu tip: Hiperaktivite, dürtüsellik ve uyum sorunu azdır ya da hiç yoktur. Ancak dikkat sorunları nedeniyle ders başarıları iyi değildir. Genellikle geç fark edilir ve tedaviye geç getirilirler. Peki uzmanlar bu işe ne der? İşte çareler…

‘Uzun süre oturtmaya çalışmayın’
Dr. Michele Borba – Eğitim Psikoloğu
2004’ten beri kir ve lekeleri çocukların hayatı deneyimleyerek öğrenmesinin simgesi sayan OMO, “Kirlenmek Güzeldir” sloganıyla çocuk gelişimi ve modern ebeveynlik konularında çalışmalar yürütüyor. “Çocukları Geleceğe Hazırlamak” çalışması kapsamında Türkiye’ye davet edilen ödüllü Amerikalı eğitim psikoloğu Dr. Michele Borba, dünyada bugüne dek verdiği workshop’larla 1 milyondan fazla ebeveyne ulaştı. En çok tekrar ettiği şu: “Dikkat eksikliği olan çocuğa karşı baskıcı bir yol izlemeyin. Çok uzun süre oturtmaya çalışmayın, zaten beyinleri bunu reddeder, oturamazlar. Dışarıdaki aktivitelere olanak vermek önemli. Görsel beceriler ya da işitsel becerilerden hangisi ön plandaysa ona ağırlık verin. Önce kendi stresinizi azaltın ki daha mutlu çocuklar olsunlar. Biz kendimizi daha güvende hissedersek çocuğumuz da kendini güvende hisseder. Çocuğunuza karşı net kurallarınız olsun, onunla açık konuşun, dinleyin. Yanlış bir davranış sergiliyorsa mutlaka yaptığı anda durdurun. Yapmaya devam ederse ne olacağı konusunda uyarın…” Ha, unutmadan bir de “Teknolojiyi çocuk bakıcısı olarak kullanmayın” diyor Borba; aman! “Dijital dünyaya doğan bir nesil yetiştirdiğimiz gerçeğini kabullenmeliyiz ancak teknolojiyi çocuk bakıcısı olarak kullanmayın. Hem çevrimiçi hem de çevrimdışı dünyaların ebeveynleri olmak için her iki dünyayı da anlamak lazım.”

‘Ödevleri parçalayın’
Prof. Russell A. Barkley – Güney Carolina Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri ve Çocuk Kliniği
Prof. Barkley, bu alanda ünlü bir isim. Dünyada, çocuklarda dikkat eksikliğinin yüzde 5-8, yetişkinlerde yüzde 3-5 arası görüldüğünü söylüyor. Barkley, yüzde 65-75 etkili genetik ve nörolojik faktörler dışında, beyin gelişimi esnasında meydana gelen hasarlar sebebiyle de dikkat eksikliği oluşabileceğini ifade ediyor. “Beyin gelişimini sekteye uğratan hasarların çoğu hamilelikte ortaya çıkar” diyor. Hamilelikte alkol ve sigara, prematüre doğum ve enfeksiyonlar beyin gelişimi üzerinde etkili. Barkley’e göre sosyal faktörlerse dikkat eksikliği üzerinde etkisiz. “Teknoloji, elektronik medya dikkat eksikliğini tetiklemez” diyor. Anne-babalara Prof. Barkley’den öneriler şöyle: “Kurallarınız spesifik, ödülleriniz anlamlı ve güçlü olsun. Çocuğunuza onun ne yaptığının farkında olduğunuzu gösterin. Bir karakter sorunuyla değil biyolojik bir sorunla mücadele etmekte olduğunuzu daima akılda tutun. Çok konuşup nasihat vermeyin, espri anlayışınızı kaybetmeyin ve sabırlı olun. Çocuğunuza ceza verecekseniz bunu ertelemeden yapın. Aksi halde tekrarlar. Ödevlerini parçalara bölerek vermeniz ve dikkat eksikliği olan çocukların ödevlerinin diğer öğrencilerinkine kıyasla daha az olması gerek. Ayrıca derslere sık sık ara verilmeli, öğretmenler öğrenciyi eleştirmekten mümkün olduğunca kaçınmalı ve ödüllendirici olunmalı…”

‘Mutlaka spor’
Prof. Luis Rohde – Dünya Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Federasyonu Başkanı
Prof. Rohde, genetik ve kalıtımsal boyuta dikkat çekilmesi taraftarı; “Genetik yatkınlık çevresel faktörlerle etkileşime girince sorun belirgenleşir” diyor. Anne-babaların sorunla başa çıkabilmek için eğitim alması gerektiğini, erken tanı ve erken tedavi ile çözülebileceğini söylüyor. Yani “Belirtileri görünce uzmana başvurun” diyor. Rohde’a göre ilaçlar hızlı ve etkili sonuç verse de tek başına yeterli değil. Okulda ve evde davranış terapisi, beraberinde ilaç tedavisi öneriyor. Gelelim dijital çağda en merak edilen hususa: Rohde, dikkat eksikliğinin kalıtımsal olduğuna inandığı için iPad gibi teknolojik aletlerin doğrudan etkisi olmadığı kanaatinde. Yine de ebeveynlerin gözetiminde kullanılmaları gerektiğini söylüyor. Kullanım süresine sınır getirmek önemli, ancak teknolojiyi çocuklarınıza yasaklamayın! Aile ve arkadaşlarla sosyalleşmesi için çocuğa ortam sağlanması gerekiyor. Bir de “Mutlaka spor yapmaya teşvik edin” diyor.

İlaçla çözüm taraftarı
Dr. Anuradha Kohli – Hertfordshire Üniversitesi
Dr. Kohli, “Sıklıkla, bu rahatsızlığa sahip olan çocukların ebeveynlerinden biri veya her ikisi de aynı problemden mustariptir” diyor. Odaklanamama, yapılacak işleri ve duygularını yönetememe, yapılacak işleri önem sırasına göre düzenleyememe… Belirtiler bunlar. İlaçların dikkat artırmak ve davranışları kontrol etmek için büyük öneme sahip olduğunu savunan hekimler arasında yer alıyor Dr. Kohli de. “Bünye ilaca yüzde 90’a varan oranda cevap verebilir” diyor. Dr. Kohli’ye göre teknolojik cihazlar da çocuğu baştan çıkarıcı yönleriyle dikkat çeker, çok fazla kullanmak zaman içerisinde problem yaratabilir. Dolayısıyla doğru amaçlar için, makul sürelerle kullanılmaları gerekir…

‘Anne-baba hatası değil’
Prof. Eyüp Sabri Ercan – Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Başkanı
Prof. Ercan, “Anne-babanın çocuğuna hatalı davranması gibi nedenlerle dikkat eksikliği oluşmaz” diyor. Hatalar, belirtilerde artışa veya başka psikiyatrik sorunların eklenmesine yol açabilir. Ercan’a göre genetik miras en belirleyici faktör.
Buyurun Prof. Ercan’ın 8 önerisine:
1- Anne-baba olarak kendinize iyi bakın.
2- Rakibi ciddiye alın.
3- Uyarı sayısını azaltın.
4- Kesinlikle nasihat etmeyi bırakın.
5- Bire bir çalışmaya yönlendirin.
6- Televizyonu en azından belli bir süre kapatın.
7- Teknolojik aletler dikkat eksikliği olan çocuklar için daha zararlıdır, bilgisayar bağımlılığından koruyun.
8- Çocuklarınızı spor aktivitesine yönlendirin.
Ayrıca Prof. Ercan, “Odasında teknolojik alet bulundurmamak, huzurlu bir ev ortamı ve ilaç tedavisi ile birlikte mücadele daha etkili olabilir” diyor.

‘Ceza işe yaramaz kardeşle kıyaslama’
Prof. Dr. Mücahit Öztürk – PEDAM Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı
Prof. Dr. Mücahit Öztürk, bu çocukların farklı olduğunun kabul edilmesi ve kimseyle, özellikle de kardeşlerle kıyaslanmamaları gerektiğini söylüyor: “Evde yapması gerekenler konusunda önem sırasına göre bir liste tutulmalı ve birkaç konu öne alınarak üzerinde ısrarla durulmalı. Ancak bunu yaparken çocuğun teşvik edilmesi ve ödüllendirilmesi gerek. Cezalar bu çocuklarda genellikle işe yaramaz. Detaycı ve mükemmeliyetçi olunmamalı, çocuğun mutlaka hata yapacağı akılda tutulmalı. Aileler mutlaka danışmanlık almalı.”

Prof. Dr. Öztürk, dikkat eksikliği konusunda bazı yanlışları da şöyle sıralıyor:
1- Çocuğun davranışlarını normal kabul ederek “Çocuktur yapar, zamanla düzelir” demek kumar oynamak gibidir. Tedavi edilmediğinde, akademik başarısızlıklar ve ileriki yaşamlarında ağır davranış bozuklukları gelişme riski yüksektir. Biyolojik bir bozukluktur, bir terbiye meselesi değildir.
2- Tedavide kullanılan ilaçlar bağımlılık yapmaz. Bedensel olarak kalıcı yan etkileri yoktur. Aileler doktor kontrolünde güvenle kullanabilir.
3- Bilimsel tedavi dışında alternatif bazı yöntemler uygulayanlar az sayıda da olsa vardır. “Müzikle tedavi” gibi bu tür yöntemlere itibar etmemek gerekir.


‘Tüm hayatı etkiler’
Yrd. Doç. Dr. Muhammed Mehtar – Florence Nightingale Hastanesi Çocuk ve Ergen Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
Dr. Mehtar, bilgisayar ortamında yapılan, sürekli performans testi olarak da bilinen MOXO testinin, çocuğun belli bir süre boyunca dış uyaranlara karşı dikkatinin ne kadar dağıldığı veya sorulara cevap vermesinin ne kadar süre aldığı, dikkatini sürdürmede sorun olup olmadığı gibi durumları ölçmede kullanıldığını söylüyor. Uzman ayrıca, testten çıkan sonuçların çocukla ilgili genel bir fikir verse de bir psikiyatri uzmanınca yapılacak muayene ile değerlendirilmesinin daha yönlendirici olduğunu belirtiyor. Dr. Mehtar, tedavinin çocuğun bütün gelişim sürecine yardımcı olduğunu ifade ediyor: “Tedavi yalnız çocuğun dikkati ve ders başarısı açısından önemli değil, aynı zamanda arkadaş ve aile ilişkileri, dalgalanan duygusal halleri, özgüven gelişimi, farkındalık kazanımı, ileride oluşabilecek başka psikiyatrik hastalıklardan korunması gibi hayatın birçok alanında etkili.”

Ancak Mehtar’a göre tedavide çok etkili tek bir yöntemden bahsetmek mümkün değil: “İlaç tedavisi önemli. Aynı zamanda ailenin bilinçlendirilmesi, çocuğun bilişsel ve organizasyon fonksiyonları geliştirmesi için eğitilmesi, okul ve öğretmenlerin eğitilmesi gibi çok yönlü ve çocuk merkezli bir tedavi uygulanmalı.”

‘İlişkisiz durumlar da şikâyet konusu’
Dr. Gürkan Odabaşıoğlu – İstanbul Psikiyatri Enstitüsü Çocuk ve Ergen Psikiyatrı
Dr. Odabaşıoğlu, “Bize başvuran çocukların önemli kısmında tembellik, umursamazlık veya dalgınlık olarak tanımlanan şikâyetlerin aslında dikkat eksikliği olduğunu tespit etmekle beraber tam tersi olarak dikkat eksikliği ile ilişkisiz durumların da bu şikâyet altında geldiğini görüyoruz” diyor. “Çünkü bir çocuğun normal ve ortalama dikkat süresi aileler tarafından çok bilinmemekle beraber, genellikle beklentiler nedeniyle olduğundan daha az zannedilir. Temel konu, ‘Çocuğun akademik motivasyonunu nasıl artırabiliriz’ sorusunun cevabıdır. Bu karmaşanın önüne geçmenin en iyi yolu da aile ve okulların konu hakkında doğru bilgilendirilmesini sağlamaktır. Michigan State ve Vermont üniversitelerinden araştırmacılar tarafından elde edilen bulgulara göre, kısa da olsa, okul saatleri öncesinde yapılabilecek günlük spor aktiviteleri, okul ve evde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşayan çocuğun davranışlarında düzelme için büyük yarar sağlayabilir.”

Tedavi edilmezse…
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavi edilmezse korkutucu sonuçlarla karşılaşılabileceği konusunda uzmanlar hemfikir. Prof. Dr. Russell Barkley, konunun önemine şu sözlerle dikkat çekiyor: “Eğitimlerini tamamlayamıyorlar, başkalarıyla iletişimde çok büyük zorluklar yaşıyorlar. Daha az arkadaşları oluyor, uzun süre arkadaşlık kuramıyorlar. İş hayatında istikrarlı olamıyorlar. Verilen görevleri yapamıyorlar. Bir anda bütün işleri bırakabiliyorlar. Özgüvenden yoksun oluyorlar. Araç kullanırken ve sporda kaza yapma riskleri çok fazla. Cinsel hayatlarında da sorun yaşıyorlar. Suç unsurları içeren davranışlara yatkın oluyorlar, uyuşturucu kullanabiliyorlar.”

Bunları bilin!
OMO; İstanbul, Ankara ve İzmir’de 5-12 yaş arası çocuk sahibi 900 annenin katılımı ile gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçlarını, Türkiye’de aile yaşamı ve ebeveynler üzerine yapılmış benzer araştırmalar ile TÜİK verilerini de inceleyerek derledi.
Bazı veriler şöyle:
1- Türkiye’de 5-12 yaş arası çocuk sayısı 9.5 milyon. 5-12 yaş arası çocuk sahibi olan anne sayısı ise 4.6 milyon.
2- Türkiye’de ilk c¸ocuk sahibi olma yaşı, ortalama 23. Ortalama çocuk sayısı 2.26. Anneler en çok 25-30 yaş aralıgˆında çocuk sahibi oluyor ve yalnız yüzde 14’ü üniversite mezunu. İlköğretim mezunu ya da daha düşük eğitim düzeyinde olanların oranı yüzde 59.
3- Kentli annelerin yüzde 70’i çalışmıyor, vasıflı işlerde çalışan anne oranı ise yüzde 9.
4- 20 ülkenin kıyaslamasında, “Çocuğumun geleceği bundan daha zor olacak” görüşüne katılımda Fransa, Almanya, İtalya, Japonya ve İngiltere’den sonra 6’ncı ülkeyiz.

Yazar Hakkında

Yorum Yaz

*

xhamster Milli Porno Xnxx Japon porno
kartal escort seks hikayeleri Antep escort eyüp escort gaziantep escort sakarya escort ankara escort güvenilir bahis kaçak bahis bahis siteleri canlı bahis canlı bahis bahis siteleri webmaster forum